Skip navigation

Tag Archives: politics

AKP’nin Gazozunuza İlaç Atmasına İzin Vermeyin! Erdoğan’a inanıp evet desem, 13 Eylül sabahı Banu Alkan ya da Ahu Tuğba gibi pişmanlıklar denizinde, gözyaşları içinde uyanacağımdan adım kadar eminim. 13 Eylül’de yüz yüze bakacağımızı hatırlatarak, referandum sürecinde birbirimizi çok fazla incitmemeye, sarsmamaya gayret gösterelim diyorum.

waiting

Eril Devletin Pekiştirilmesine Hayır Başbakan, bütün ekonomik ve politik gücü elinde tutan, kendine hizmet ve itaatte kusurunu gördüğü aile bireylerine şiddet uygulamaktan kaçınmayan baskıcı, “ataerkil baba modeli”ni tüm devlet mekanizmalarında iyice yaygınlaştırıp pekiştirmeye çalışıyor. Ne mutlu ki, “hayır” diyecek milyonlarca kadın ve erkek var.

waiting

Sakatlar İçin Kolay Bir Soru: Evet mi, Hayır mı? Referandumda evet çıkması halinde gerçekleşecek değişikliklerin sakatların gündelik yaşamında olumlu etkileri olacak. Buna destek olmak ne AKP’nin neoliberal politikalarını eleştirmeme engel ne de yepyeni ve tam demokratik bir anayasa talep etmeme.

here it comes

Referandumda Feminizmin İcabı Bence Hayır Feministler olarak bu hükümete kadınların eşitlik, özgürlük ve kurtuluş mücadelesi açısından güvenebilir miyiz? Recep Tayyip Erdoğan’ın “bana evet deyin” çağrısı karşısında soğukkanlı ve tarafsız kalabilir miyiz? Kalmalı mıyız?

girls

Referandum ve Aleviler Değişikliğin içerisinde Aleviler yok. Alevilerin inkarının önüne geçilmiyor, zorunlu din dersleri kaldırılmıyor, Diyanet kaldırılmıyor; tam tersine güçlendiriliyor. Aleviler evet ve hayırcıların hangisi kazanırsa kazansın, kaybedecek. Tıpkı Kürtler, emekçiler, yoksullar gibi… Aleviler de Kürtler ve devrimciler gibi “Bu oyunu oynamıyoruz, sandığa gitmeyip boykot ediyoruz” demeli.

waiting

Anayasanız da, ‘Değişikliği’ de Sizin Olsun! Kılıçdaroğlu ve Erdoğan emekçileri böler. Bizim ihtiyacımız ve çıkarımız, Türk ve Kürt emekçilerin birleşmesinde, 12 Eylül diktatörlüğünü ortadan kaldıracak, emek ve özgürlüğe dayalı yeni bir anayasa yapacak bir Kurucu Meclis için harekete geçmesinde.

workman

Kadınlar Referandumu İki Kere Boykot Etmeli Anayasa değişikliğinde “fiili eşitlik” ibaresi var mı? Kadınlar için kota, eş başkanlık var mı? Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği nedeniyle ayrımcılık yasağı eklenmiş mi? Yok. Her iki anayasa da erkek egemen , tahakkümcü, hak ve özgürlükleri hiçe sayıyor. Biz kendi anayasamızı kendimiz yapmak istiyoruz.

artist

Anayasa Değişikliği Düzenlemelerine Neden Hayır? Düzenlemelerinin evet oyu alması halinde, .Türkiye’de demokrasi, seçimlere biçimsel katılım düzeyiyle sınırlı kalmayı sürdürecek. Solun toplumsal güç elde etmesine olanak vermeyen bu yapı, “yönetilemezlik” halinde bir alternatif olarak ordunun hazırda beklemesini de, sistemin parçası kabul etmeye devam edecek.

shoot it

12 Eylül’de Ne “Evet” Ne “Hayır” Referanduma katılarak “evet” ya da “hayır” demenin, 12 Eylül rejimini ve anayasasını sembolik anlamda “onaylamak” anlamına geleceğini söylemeliyim. 12 Eylül anayasasına karşı tamamen toplum odaklı değişimleri sağlayacak yepyeni bir anayasa ve referandum talep edilmeli.

him

Benim Oyum Evet Değil Kürsülerden Erdal Erenlerin, Deniz Gezmişlerin asılmasına timsah gözyaşı dökerken geçmişinde komünist avına çıkmışların yanında saf tutan muktedirlerin, Uğur Kaymaz’ın, Ceylan Önkol’un, Şerzan Kurt’un katilleri hakkında tek laf etmediklerini ve etmeyeceklerini bildiğim için evet değil.

biker

Halkoylaması Kendi Kaderini Tayin Değil midir? Ya Boykot? Bir referandumda, geçersiz oyların oranı yüzde 60-70 olsa, bu örgütlü, bilinçli bir eylemdir. Bu irade idare edilemezdir. Yüzde 60-70 geçersiz oy yerine bu oranda sandığa gitmeyen olursa ne olacak? Evet ve hayırdan ibaret iktidar bunun farkında ve bir karşı hamle arayışında.

digg

Neden Referandum Oylamasında Üçüncü Seçenek Yok “Evet kazanmasın” diye “Hayır” diyecek, ya da tam tersini yapacağız. Neden “Evet” ve “Hayır” ın yanında “Şu maddeleri doğru dürüst düzenleyin” seçeneği yok.

jump

“EVET ya da HAYIR, benim umrumda değil; ben uyumama bakarım.” diyor pinekleyen yaşlı kuçu…

sleepy dog

Dün WSJ’de okuduğum iki sayfalık RTE haberinde başbakanı ve AKP hükümetini savunmanın tek argümanının götümüzün hemen üzerindeki ceplerde duran cüzdanlar olduğunu gördüm. Doğru mu bu? Zaten yerlerde sürünen bir ekonomi daha önceki hükümet sayesinde alınan ekonomik programın sürdürülebilmesi sayesinde toparladı sadece. İlgilenmediğim ve bilmediğim bu konuda atıp tutmaya, bıyıklılar gibi böğürmeye niyetim yok elbette ama en azından ne benim götümdeki cüzdana ne de babamınkine yeşil paracıklar dolmadı. Ülkenin dış borçları gibi kredi kartına bağımlı bir hayat yaşayanlar mevcutken milli gelir onyüzbin milyon atsın bana pek bir şey ifade etmiyor. Depremi bekleyip de umursamayan mal İstanbul’lulardan bir fark yok bu mantıkta bence.

“HAYIR diyorum, benim göremediğim özgürlükleri bu anayasa sayesinde torunlarım da göremeyek çünkü.” diyor yaşlı amca diğer arkadaşına.

talk

Bu post’taki tüm fotoğraflar Lizbon ve Cascais’den. Hayatın sokakta, balkonda, açık havada yaşandığı rahat ve güzel insanların yaşadığı ülkede. Belki daha önce bıkbıklamışımdır, yaşlıların bu kadar aktif olduğu sokakları daha önce Avrupa’nın hiç bir şehrinde görmedim. AKP zengini cüzdanı kabarık bıyık holdingleri Afrika yerine Portekiz’e yönlendirmek gerek. Açsınlar bir cemaat okulu ve girsinler baston sektörüne. Lokum gibi satarlar. Konudan sapmadan bağlamak gerek, biz de durum ne? Kahvelerde atılıp tutulan büyük bir kesim var, erkek tabi bunlar. Anadoluda durum ne, Carrefour’un bile ramazan dolayısı ile içki reyonlarını kapattığı şehirlerde insanlar ne yapıyor gün boyunca ya da geceleri. Çanak anteni cenneti çatılarımız, bir dakikasına dayanamadığım gerzek Türk dizileri ve izleyici ile dalga geçercesine sürülen reklamlar. Reklamlar sırasında televizyonun sesi daha da artmaya başlıyor bu arada… Böyle bir hayat, haberlerde de polemikler, cemiyet hayatı ve salyaları ile böğüren şimdilerde de ağlayan bıyıksporlular.

“Sanırım görev bana düşüyor, tüm gücümle ötmeli ve beyinlerini nadasa bırakmış sizleri uyandırmalıyım!”

kikirikki

“Parmak gökyüzünü gösterdiğinde sadece aptallar parmağa bakar.”

flyhat

İnsanlığın bittiği bir yerde isek gereksiz bir soru, tabi ki HAYIR!

sag sol

hayır

Bıyıktan başkalarına bir özgürlük getirmeyen anayasa HAYIRlı olsun. Pazar sabaha karşı Sabiha Gökçen havaalanında oyumu kullandım.

hayir

Paylaş: Facebook | Digg | Del.icio.us | Stumbleupon | Reddit | Blinklist | Twitter | Technorati | Yahoo Buzz | Newsvine

sexties

Paylas: Facebook | Digg | Del.icio.us | Stumbleupon | Reddit | Blinklist | Twitter | Technorati | Yahoo Buzz | Newsvine

Sokak sanatının burnumun dibine, oturduğum sokağa uğraması güzel bir şey… Bu arada bu fotoğraf bana Mrs. Robinson şarkısını çağrıştırdı. Buradan dinleyelim.

the woman

Paylaş: Facebook | Digg | Del.icio.us | Stumbleupon | Reddit | Blinklist | Twitter | Technorati | Yahoo Buzz | Newsvine

UNUTTURULAN ATATÜRK

Atatürkçülük ne demektir?
Atatürkçülük, kısaca ulusal bağımsızlık ve ulusal onur demektir. Atatürkçülük, özetle antiemperyalist bir kurtuluş savaşını başlatan ve sürdüren bir eylem ve öğretidir.
- Amacımız, ulusal sınırlarımız içinde toprak bütünlüğümüzü ve ulusal tam bağımsızlığımızı sağlamaktır. Buna engel olmak üzere karşımıza çıkacak olan kuvvet, kim ve ne olursa olsun hiç duraksamadan çarpışırız ve başarı kazanırız. Bu konudaki karar ve inancımız kesindir.
Atatürkçülüğü, ‘tam bağımsızlık’ inancından ayırmanın ve çok yönlü uluslar arası ipotekleri ‘Atatürkçülük’ adına savunmanın hiç olanağı yoktur. Kurtuluş Savaşı’nın başlarında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bütün programlarına dayanağı, şu iki temeldir: Tam bağımsızlık, kayıtsız koşulsuz ulusal egemenlik!…
- Tam bağımsızlık demek, elbette, siyaset, maliye, iktisat, adalet, askerlik, kültür gibi her alanda tam bağımsızlık ve özgürlük demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, ulusun ve ülkenin gerçek anlamı ile bütün bağımsızlığından yoksunluğu demektir. Biz, bunu sağlamadan ve elde etmeden başarıya ve esenliğe erişeceğimiz kanısında değiliz…
İşte Atatürk budur, işte Atatürkçülük budur…
Kurtuluş Savaşı, kökeninde ‘antiemperyalist’ ve ‘antikapitalist’ düşüncelerin kutsal harcını taşır:
- Biz bu hakkımızı saklı tutmak, bağımsızlığımızı emin bulundurmak için genel kurulumuzca, ulusal kurulumuzca bizi mahvetmek isteyen emperyalizme ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı kavga vermeyi uygun gören bir yolu izleyen insanlarız…
Bu sözleri söyleyen ve her adımında ulusal bağımsızlığı, devrimci ve ilerici bir dünya görüşü ile sağlayıp pekiştiren Atatürk’ü bugün içine itildiğimiz ekonomik tutsaklığın temeli ve adı gibi görmek, Atatürk’e ve Atatürkçülüğe karşı yapılabilecek en ağır ve de en sinsi saldırıdır.
Atatürkçülük bağımsızlık demektir. Atatürkçülük ulusal onur demektir. Atatürkçülük devrimcilik demektir. Kurtuluş Savaşımızın ve ulusal devrimlerimizin önderi Mustafa Kemal, bugünkü emperyalist ilişkileri daha o günden görmekteydi:
- Karşılıklı güvenlik ve esenlik, bütün dünya uluslarının üzerinde titremesi gereken bir mutluluk ilkesidir. Ancak bu ilke bütün uluslar için gerçekleşmedikçe, genel bir barışma sağlamaktan çok, sömürülmek istenen bir takım uluslara karşı, bir takım güçlü ulusların yeni davranış ve ayrıcalıklar kazanmasını sağlamak niteliğinde görülse yeridir. Hele uluslar arası silah alışverişinin, bir takım ulusların denetimi altında tutulmasını sağlayacak önlemlerin alınması bu kuşkuyu arttırmaktadır…
Unutturulan, unutturulmak istenen Atatürk ve Atatürkçülük budur! Televizyon ekranlarında Türk halkına tanıtılmayan, anımsatılmayan sözler de işte bu sözlerdir:
- Biz Batı emperyalistlerine karşı yalnız kurtuluş ve bağımsızlığımızı korumakla yetinmiyoruz. Ayrıca Batı emperyalistlerin güçleri ve bilinen her aracı ile Türk ulusunu emperyalizme araç yapmak istemelerine engel oluyoruz. Böylece bütün insanlığa hizmet ettiğimiz kanısındayız…
‘Ezilen uluslar bir gün ezen ulusları yok edeceklerdir’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, yeniden ezilen ulusların, Asya ve Afrika halklarının bayrağı yapmak, biz Atatürkçülerin, biz devrimcilerin namus borçlarıdır.
- Bütün dünya bilsin ki benim için tek yanlılık vardır. Cumhuriyet yanlılığı, düşünsel ve sosyal devrim yanlılığı…
Atatürk’ün bütün dünyaya duyurduğu bu ilerici ve devrimci düşünceleri ne yazık ki, ülkeyi Atatürk’ten sonra yöneten, yönettiğini sanan politikacılar eliyle hançerlendi ve Atatürk, gerçek nitelikleri ile değil, beylik anma törenlerinin donmuş kalıpları olarak tanıtılmak ve benimsetilmek istendi.
Atatürk’ü hiç olmazsa bu yıl, gerçek nitelikleri ile tanıtabilirsek, geçmiş dönemlerin ihanetleri bir ölçüde unutulmuş olur. Kurtuluş Savaşı’nın yüce önderini ‘Atatürk Yılı’nda inançla selamlıyoruz:
Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa…

(Cumhuriyet, 6 Ocak 1981)

Kaynak: http://www.taylanozbay.com/index.php/makaleler/43-makaleler/118-unutturulan-atatuerk.html
Fotoğraflar: http://www.turksolu.org/

Paylaş: Facebook | Digg | Del.icio.us | Stumbleupon | Reddit | Blinklist | Twitter | Technorati | Yahoo Buzz | Newsvine

2023′e kadar AB üyesi bir Türkiye görüyorum

Newsweek dergisinin sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiye’nin 2023′e kadar AB üyesi oalcağını düşündüğünü söyledi. Cumhuriyet’in 100. yılında sanki Yüksek Hızlı Tren açılışı gibi AB kapısının kurdelasını kesecek. Türk dışişlerindeki olumlu gelişmeleri tirübünlere oynayarak sulandırmış sayın bakanımız. Bence Davut’un torunu 2023′te ancak aşağıdaki fotoğraftaki Avrupa Parlamentosu’nun arkasındaki parkta yer alan basketbol sahasına girer.

parlamento

Paylaş: Facebook | Digg | Del.icio.us | Stumbleupon | Reddit | Blinklist | Twitter | Technorati | Yahoo Buzz | Newsvine

İsviçreliler yarın, “Minareler yasaklansın mı?” sorusunu yanıtlamak için sandık başına gidecek. Minare demişken Belçika’daki islamofobi’den de bahsetmek gerek. Ben bahsetmeyeyim siz buradan okuyun. Dinle ilgili herşeyden tiskiniyorum. Ben geçen aylarda dolanırken bir trafik işaretinde gördüğüm bu sticker ile Belçika’daki şehirlerin islamlaşmasına karşı olan bu gruptan haberdar oldum. Tamam başta Antwerp ve Brüksel olmak üzere şehirdeki müslümanlar pek de güzel bir izlenim bırakmıyorlar ama bu şekilde bir tutuma girmek de fazla abartılı gibi.

minare

Paylaş: Facebook | Digg | Del.icio.us | Stumbleupon | Reddit | Blinklist | Twitter | Technorati | Yahoo Buzz | Newsvine

pl lux

İşte paşam Avrupa Birliği’nin kapısındayız onlarca yıldır. Burası orası yani kapı. Brüksel Lüksemburg Meydanında Avrupa Birliği Parlemento binasının kapısı. Bu kapının altından iç avluya giriliyor arkada parlamentoya doğru yürünüyor. Avrupa Birliği, Euro, Schengen, bir noktaya kadar ortak ulaşım polikası ve Erasmus programları haricinde Avrupalılık kimliğine elle tutulur bir proje sunmuyor bence.

Dün Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy‘un AB Başkanı, İngiltere’den Avrupa Komisyonu’nun ticaretten sorumlu üyesi Barones Catherine Ashton’ın Dışişleri Yüksek Temsilcisi olarak belirlenmesinden sonra da bu iş değişecek gibi görünmüyor. Özellikle Van Rompuy’un Türkiye’nin üyeliğine soğuk bakması da pek bir şey değiştirmez. Sonuçta Egemen Bağış’ın Avrupa Birliği üyeliği için ne gibi bir etkisi var ki AB başkanı tarafından engellensin? Post’u noktalamadan bir iki bağlantıyı da peylaşalım tam olsun. Bakalım bugüne kadar Javier Solana ile denen AB Başkanlığı ne gibi bir etki doğuracak…

AB Başkanın ilk konuşmasını Fransızca-İngilizce-Flamanca yaptı: buradan izle
AB Başkanını tanıyalım (son fotoğraf RTE için gelsin):

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to Yahoo BuzzAdd to Newsvine

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 124 other followers