İki haftalık rötarla da olsa okuyuculardan gelen bir macerayı paylaşıyorum:
Bugun bilgisayarima program almak icin herkesin bildigi rue neuve’de bulunan CITY 2 isimli alis-veris magazasina gittim.Merdivenlerden cikip kapiyi actigimda karsima birden kucuk bir tepe maketi ve uzerinden iki tane YABAN KOYUNU cikti.Herkes fotograf cektiriyordu.Bende yanimdaki makineyi cikarip resim alirken yanimdaki arkadasa daha once ANADOLU YABAN KOYUNLARI hakkinda seyrettigim belgesel hakkinda bilgi verdim. http://www.bozkirincocuklari.com Anadolu yaban koyunu, dünyadaki 5 yaban koyunu türünden biri olan Asya Muflonu’nun 15 alttüründen biri. Tüm dünyada yalnızca Türkiye’de yaşıyor, yani Türkiye’ye endemik bir tür.
Boynuzlar…
Koçların en belirgin özelliklerinden biri de heybetli boynuzları. Boynuzlar yaklaşık 4 aylıkken çıkmaya başlıyor. Yaşla birlikte boynuzlar da büyüyor. 5-6 yaşına gelen erkeklerin boynuzları yukarıya ve dışa doğru kıvrılmaya başlıyor. 12-13 yaşındaki koçlarda ise boynuzlar maksimum büyüklüğe ulaşıyor.
Boynuz üzerindeki çizgiler, aynı ağaç halkaları gibi, koçun yaşını gösteriyor. Her yıl yenisi oluşan halkalar, zaman zaman aylık da oluşabilen halkalara göre daha koyu renkli oluyor. Yıllık halkaların sayısı, koçun yaşını veriyor. Boynuzların bir diğer önemli özelliği ise, koçlar arasında yarattığı sınıf farkı. Küçük boynuzlu koçlar sürünün hiyerarşik yapısında alt sıralarda yer alırken, büyük boynuzlular daha baskın bir rol üstleniyor.
Eminim aşağıdaki sunumu görmeyen kalmamıştır. Eğer bir forward olarak posta kutunuzu daha önce ziyaret etmediyse buyrun buradan izleyin kaldırım sanatını.
Kendilerini asırlardır ‘Türk’ olarak nitelendiren Belçikalı köylüler,geleneksel olarak Türk giysi ve bayraklarıyla karnaval korteji oluştururken,ülkenin çeşitli bölgelerinden gelen ‘gerçek Türkler’de karnaval etkinliklerini izledi
Belçika’daki ‘Türk Köyü’ Faymonville’de karnaval, bu yıl da hareketli ve coşkulu geçti.
Belçika’nın Arden dağları bölgesinde, ülkenin ücra köşelerinden birinde bulunan, birkaç yüz insanın yaşadığı ‘Faymonville’ isimli köyün meydanında, Belçika ve Valonya bayraklarının yanında Türk bayrağı da dalgalanıyor. Köyün merkezinde, bugün kütüphane olarak kullanılan binanın girişinde, mermer üzerine oyulmuş ay-yıldız görüntüleri, binanın içinde ise camlara işlenmiş Türk bayrağı motifleri dikkati çekiyor. En yaygın rivayete göre, 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupa’da Türk işgalinden zarar görenlere yardım için para toplanırken, Faymonville köylüleri bu parayı vermeyi reddetti ve bu nedenle ‘Hristiyanlık aleminin düşmanı ve Türklerin dostu’ ilan edildi. O zamanlar ‘herkese korku veren’ ‘Türk’ ismini alan köylüler, kendilerini cezalandıran Liege Prensini iyice kızdırmak için kilise çanlarını susturup dua çağrısını ezan taklidi seslerle yapmaya başladı. Faymonville köylülerinin, Haçlı Seferlerine katılmayı ve Türklere karşı savaşmayı reddettikleri için ‘Türk’ diye adlandırıldığı da rivayetler arasında bulunuyor.
04.02.2008
Bugünlerde evden dışarı pek çıkmıyorum. Bitirmem gereken bir makale, tekrar etmem gereken ekonometri dersi nedeni ile sadece pencereden boş kaldırımlara bakıyorum. Üzerimde uzun kollu bir sweatshirt, eşofmanlarım ile fazla sorgulamıyorum zaman ve mekan gibi kavramları. Şikayetçi de değilim aslında bu durumdan. Sadece bugünlerde paylaşacak enteresan kaldırım maceralarına tanık olamıyorum. Arşivlerime de dalıp fotoğraf seçmeye açıkcası üşeniyorum. İşte tam bu anda internette oradan oraya dolanırken karşıma bir deviantart profili çıktı.
Tuğçe Sülün‘ün kaldırımlardaki kuşlarını kullanmaya karar verdim. Arnavut kaldırımlarına bu sefer keyifli bir savaş yansımış. Ufak bir ekmek parçası ya da buğday tanesi için bu mücadeleden eminim ders çıkarabiliriz.