Neredeyse beşinci aya gireceğiz. Mevsimlerden bahar olması gerek değil mi? Mart ayındaki dondurucu soğuk kar ile kendini süsleyerek Nisan ayında bir şekilde bahara yerini bıraktı. Bu haftasonu ilk defa t-shirt’ler ile sokaklara atabildik kendimizi. Hmm Pazar sabaha karşı pencereme çarpan yağmur damlaları güneşli ve güzel günlerin şimdilik sonlandığını belirtse de kampüsümden bahar manzaralarını paylaşabilirim. Fotoğrafı geçen hafta çekmiştim. Bu arada geçen sene tam bu vakitlerde yazdığım bir post‘u da hatırlamadan edemedim.
Entries categorized as ‘doğa’
Bahar
Nisan 28, 2008 · 2 Yorum
Kategoriler: Brüksel · Fotoğraflar · Kaldırımlar · doğa
Güneş keyfi
Mart 30, 2008 · Yorum yapılmamış
Geçen Pazar sabahı Lüksemburg’a geçerek yaklaşık bir saatlik bir şehir turu yaptık. Global ısınma Mart ayında kar kış havası yaşatmıştı bize özellikle Belçika Ardenlerinde. Lüksemburg’da ise tam bir kış güneşi hakimdi. Eksi iki-üç arası gezinen hava sadece eldivenlere rağmen ellerimi değil kulaklarımı, burnumu ve dudaklarımı da dondurdu. Vadiye bakan köprü manzaralı terasta güneş keyfi yapan birisine takıldı gözüm. Fotoğraf makinasını zoomlayarak görüntüledim ve o soğukta o Pazar sabahı 9′da başka işin mi yok senin dedim.

Kategoriler: Fotoğraflar · Kaldırımlar · Lüksemburg · doğa · İnsanlar
Yollarda
Mart 27, 2008 · 1 Yorum
Kategoriler: Fotoğraflar · Sokaklar · doğa
Afrika müzesi
Mart 26, 2008 · Yorum yapılmamış
İki hafta önce Brüksel’in hemen dışındaki Tervuren’de yer alan Afrika Müzesini gezdik. Ormanın kıyısında yemyeşil huzur verici bir parkın içinde devasa bir bina. Belçika’nın Kongo’da yaptıklarından çok Afrikalı kuşlar, otlar ve böçekler sergileniyor ama geçen sene düzenlenen koloniyel sergiden arta kalanlar ilgi çekiciydi. Tabi bahsettiğim bu konular müzenin hemen girişindeki İtalyan seyyar dondurmacıdan aldıkları dondurmaları şapur şupur yalayarak parkta dolanan tonton dede ve anneanne için hiç bir şey ifade etmiyordu.

Kategoriler: Brüksel · Fotoğraflar · Kaldırımlar · doğa · İnsanlar
Karlı kayın ormanında
Mart 25, 2008 · Yorum yapılmamış
Ardenlerde kendimizi karlı kayın ormanlarında bulduk.
Karlı kayın ormanında
yürüyorum geceleyin.
Efkârlıyım, efkârlıyım,
elini ver, nerde elin?
Ayışığı renginde kar,
keçe çizmelerim ağır.
İçimde çalınan ıslık
beni nereye çağırır?
Memleket mi, yıldızlar mı,
gençliğim mi daha uzak?
Kayınların arasında
bir pencere, sarı, sıcak.
Ben ordan geçerken biri :
“Amca, dese, gir içeri.”
Girip yerden selâmlasam
hane içindekileri.
Eski takvim hesabıyle
bu sabah başladı bahar.
Geri geldi Memed’ime
yolladığım oyuncaklar.
Kurulmamış zembereği
küskün duruyor kamyonet,
yüzdüremedi leğende
beyaz kotrasını Memet.
Kar tertemiz, kar kabarık,
yürüyorum yumuşacık.
Dün gece on bir buçukta
ölmüş Berut, tanışırdık.
Bende boz bir halısı var
bir de kitabı, imzalı.
Elden ele geçer kitap,
daha yüz yıl yaşar halı.
Yedi tepeli şehrimde
bıraktım gonca gülümü.
Ne ölümden korkmak ayıp,
ne de düşünmek ölümü.
En acayip gücümüzdür,
kahramanlıktır yaşamak :
Öleceğimizi bilip
öleceğimizi mutlak.
Memleket mi, daha uzak,
gençliğim mi, yıldızlar mı?
Bayramoğlu, Bayramoğlu,
ölümden öte köy var mı?
Geceleyin, karlı kayın
ormanında yürüyorum.
Karanlıkta etrafımı
gündüz gibi görüyorum.
Şimdi şurdan saptım mıydı,
şose, tirenyolu, ova.
Yirmi beş kilometreden
pırıl pırıldır Moskova…
Nâzım Hikmet
14 Mart 1956,
Moskova, Peredelkino
Kategoriler: Fotoğraflar · Sokaklar · doğa
Karlar düşer
Mart 24, 2008 · Yorum yapılmamış
Kategoriler: Bastogne · Fotoğraflar · doğa
Oostende
Mart 18, 2008 · Yorum yapılmamış
Kategoriler: Fotoğraflar · Oostende · doğa
Güneş
Mart 3, 2008 · Yorum yapılmamış
Kategoriler: Brüksel · Evler · Fotoğraflar · doğa
Gri bulutların başkenti
Şubat 23, 2008 · Yorum yapılmamış
Kategoriler: Brüksel · Fotoğraflar · doğa
Cami
Şubat 13, 2008 · Yorum yapılmamış
Oldukça garip bir gündü geçen Salı.
İstanbul’da Kadıköy’e geçmek üzere Kabataş vapur iskelesine geldiğimde yoğun sis ile karşılaşıp toplantıya yetişmek üzere Beşiktaş’a geçip kelle koltukta motorlar ile Üsküdar’a geçmiş oradan taksi ile yolculuğumu tamamlamıştım. Dönüş vakti geldiğinde ise öğleden sonra Kadıköy’de mahsur kalıp bir saat dolmuş sırasında bekleyip köprü trafiği ile tekrar Beşiktaş’a varabilmiştim.
Neyse Kadıköy’de dolmuş duraklarına doğru adımlarken fotoğraflanacak o kadar çok şey oldu ki.
İşte ilki… Sürreal bir cami mimarisi.
Kategoriler: Fotoğraflar · doğa · İnsanlar · İstanbul
































