Bugün “arabasız gün” Brüksel’de. Veletler doya doya bisiklete binebilecek sokaklarda. Bizdeki gibi sokak aralarında ya da otoparklarda da top oynuyor normalde çocuklar. İşte Brüksel Forest National konser salonunun önünde geçen hafta gördüğüm Galatasaray formalı çocuğunda yer aldığı bir grup afacanın futbol maceraları.
Monthly Archives: September 2008
Mor iç çamaşırının mantığını sanırım çözdüm. Eh benim de aldığım iç çamaşırı 1 euro’dan ucuz olursa kullan at yöntemini uygularım. Yine de böyle kaldırımlara atmak gibi bir sapıklık yapacağımı sanmıyorum. Bu arada fotoğraftaki reklam panosu geçen hafta arıza yaptığı için bir iki gün takılı bir şekilde bu bayanı trafikte tıkanan sürücülerin beğenisine sundu.
Ramazan diye mi bilemedim, kıymalı pide‘ye büyük ilgi var blog istatistiklerini incelediğimde. Oruç ile kebap kültürünü birleştirmek benim gözümde ciddi sağlık sorunlarına açık çek vermek demek. Neyse yorum yapmayacağım daha fazla ve sizi 2.65 metrelik kıymalı pide ile başbaşa bırakacağım:
Saint Gilles’de dolaşırken bir sanat galerisinin vitrininde dikkatimi çeken bir çalışmayı paylaşıyorum. Pierre Yves Derkenne imzalı bu çalışma oturduğum mahalle Saint Gilles’de her yıl düzenlenen sanatçılar parkuru kapsamında sergileniyor. Sokaklarda dolanırken renkli stickerlar dikkat çekebilir. Sanatçıların yoğunluklu olduğu bu mahallede isteyen herkes çalışmalarını sergileyebiliyor.
Tavşan avcıları fener kullanarak zavallı hayvancıkları kandırabiliyor bildiğim kadarı ile. Gözleri kitlenen hayvancıkları vurarak avcı geçiniyorlar. Bir başka fener kullananlar da insanları kandırabiliyor. Bence zaman söz dinlememe dönemi. Her şeye baş sallayıp, tüm haksızlıklara, tüm kanunsuzluklara tepki göstermeden hayatını sürdürenler de bu kötülükleri işleyenlerle işbirliği yapmış ya da sonu zavallı tavşan gibi oluyor. Nededim şimdi ben? En azından başkaldırdım!
Park yeri çok değerli Brüksel’de. Benim oturduğum mahallede de önümüzdeki ay arabalar için kart sistemi devreye girecek. Durum şu an için çoğu ara sokakta bedava idi, önemli sokaklarda ise makinalardan zamana göre bilet almak gerekiyordu. Polis dolaşarak kontroller yapıyor ve bilet arabanın ön camında durmuyorsa cezayı kesiyor. Artık tüm sokaklarda paralı sistem geçerli olacak. Bu mahallede oturan kişiler yıllık kart alabilecek. Tek araba için oldukça ucuz, ancak ikinci ve üçüncü arabalar için bol sıfırlı rakamlara tırmanıyor. Zaten bir haneye üç arabadan fazla da kart verilmiyor. Öte yandan evinde garaj olup da arabası olmayanlar için baya bir kazanç kapısı otoparlar. Hele boş bir deponuz varsa araba başına 100-150 euro kazanmak oldukça kolay. İşte bir örnek.
Pullman diye bir otel Brüksel’de. Ufak ve basit – dandik bir şehir oteli olmalı. Yanmış. Garip geldi, yanındaki binalar cillop gibi çünkü.
Biraz internette dolandım, bilgi edinemedim ama tarihte yaşanan otel facialarına ulaştım:
- 1977 Mayıs 23 Brüksel – Duc del Brabant Hotel: 302 kişi ölmüş
- 1994 Aralık 31 Antwerp – Switel Hotel: 15 ölü 160 yaralı. Yeni yıla yanarak girmek hiç istemezdim.
Türkiye’de yaşanan bazı yangınlar ise:
- 1983 Mayıs 7 İstanbul – otel adı belirtilmemiş ama 36 ölü.
- 1993 Temmuz 2 Sivas – otel yangını değil, bir insanlık ayıbı, Sivas Katliamı. Madımak oteli: Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin kuşatılıp yakılması ve dolayısıyla şehirde bulunan 33 Alevi yazar, ozan ve aydının yakılarak katledilmesi.




















