Oostende’de uzayıp giden bir iskele bulunuyor. İskele ve gemi yapımında çok özel ağaçlar kullanılmakta. Afrika müzesindeki ağaç sergisinde bir çok ağaç tipini tanımıştım. Özellikle sedir ağacının odununun çok sağlam olması, böceklere ve atmosferik etkilere karşı diğer ağaçlardan daha dayanıklı olması ve yine içerdiği reçine sayesinde sudan daha az etkilenmesi nedeniyle, antik uygarlıklar tarafından, başta gemi olmak üzere çeşitli inşaat sektörlerinde kullanılmıştır. Osmanlı donanması da bu ağaçlardan üretiliyordu. Acaba Oostende’deki iskele Belçika’nın yağmuruna dayanması için hangi tip ağaçlardan inşa edilmiştir?

Mart 2008 adresinden yazılar
İskele
Mart 31, 2008 · Yorum yapılmamış
Güneş keyfi
Mart 30, 2008 · Yorum yapılmamış
Geçen Pazar sabahı Lüksemburg’a geçerek yaklaşık bir saatlik bir şehir turu yaptık. Global ısınma Mart ayında kar kış havası yaşatmıştı bize özellikle Belçika Ardenlerinde. Lüksemburg’da ise tam bir kış güneşi hakimdi. Eksi iki-üç arası gezinen hava sadece eldivenlere rağmen ellerimi değil kulaklarımı, burnumu ve dudaklarımı da dondurdu. Vadiye bakan köprü manzaralı terasta güneş keyfi yapan birisine takıldı gözüm. Fotoğraf makinasını zoomlayarak görüntüledim ve o soğukta o Pazar sabahı 9′da başka işin mi yok senin dedim.

Kategoriler: Kaldırımlar · Lüksemburg · doğa · fotoğraf · insan
Orval
Mart 29, 2008 · 1 Yorum
Orval orgazmik bir Belçika trappist birası. Birayı yüzyıllardır Orval manastırında yaşayan keşişler üretmekte. Ardenler turunda biz de bu Fransa, Lüksemburg sınırında yer alan manastıra ziyareti ihmal etmedik. Karların altındaki manastırın bahçesi gerçekten huzur vericiydi.

Kategoriler: Kaldırımlar · Orval · fotoğraf
Wi-Fi
Mart 28, 2008 · 1 Yorum
Wikipedia’ya göre Wi-Fi (Wi-fi, WiFi, Wifi, wifi), “Wireless Fidelity” kelimelerinin kısaltması olup kablosuz bağlılık veya kablosuz bağlantı anlamına gelmekte. Wi-Fi dizüstü bilgisayarlar, PDAlar ve diğer taşınabilir cihazların yakınlarındaki kablosuz erişim noktaları aracılığıyla yerel alan ağına bağlanabilmesini sağlar. Geçen Pazar, kısa bir Lüksemburg turu sırasında kaldırımlarda Wi-Fi işareti ile karşılaştım.
Bu arada Türkiye’deki Wi-Fi noktalarını öğrenmek isteyenler Türk wi-fi sitesine tıklayabilir.

Kategoriler: Kaldırımlar · Lüksemburg · fotoğraf · sokaklar
Afrika müzesi
Mart 26, 2008 · Yorum yapılmamış
İki hafta önce Brüksel’in hemen dışındaki Tervuren’de yer alan Afrika Müzesini gezdik. Ormanın kıyısında yemyeşil huzur verici bir parkın içinde devasa bir bina. Belçika’nın Kongo’da yaptıklarından çok Afrikalı kuşlar, otlar ve böçekler sergileniyor ama geçen sene düzenlenen koloniyel sergiden arta kalanlar ilgi çekiciydi. Tabi bahsettiğim bu konular müzenin hemen girişindeki İtalyan seyyar dondurmacıdan aldıkları dondurmaları şapur şupur yalayarak parkta dolanan tonton dede ve anneanne için hiç bir şey ifade etmiyordu.

Kategoriler: Brüksel · Kaldırımlar · doğa · fotoğraf · insan
Karlı kayın ormanında
Mart 25, 2008 · Yorum yapılmamış
Ardenlerde kendimizi karlı kayın ormanlarında bulduk.
Karlı kayın ormanında
yürüyorum geceleyin.
Efkârlıyım, efkârlıyım,
elini ver, nerde elin?
Ayışığı renginde kar,
keçe çizmelerim ağır.
İçimde çalınan ıslık
beni nereye çağırır?
Memleket mi, yıldızlar mı,
gençliğim mi daha uzak?
Kayınların arasında
bir pencere, sarı, sıcak.
Ben ordan geçerken biri :
“Amca, dese, gir içeri.”
Girip yerden selâmlasam
hane içindekileri.
Eski takvim hesabıyle
bu sabah başladı bahar.
Geri geldi Memed’ime
yolladığım oyuncaklar.
Kurulmamış zembereği
küskün duruyor kamyonet,
yüzdüremedi leğende
beyaz kotrasını Memet.
Kar tertemiz, kar kabarık,
yürüyorum yumuşacık.
Dün gece on bir buçukta
ölmüş Berut, tanışırdık.
Bende boz bir halısı var
bir de kitabı, imzalı.
Elden ele geçer kitap,
daha yüz yıl yaşar halı.
Yedi tepeli şehrimde
bıraktım gonca gülümü.
Ne ölümden korkmak ayıp,
ne de düşünmek ölümü.
En acayip gücümüzdür,
kahramanlıktır yaşamak :
Öleceğimizi bilip
öleceğimizi mutlak.
Memleket mi, daha uzak,
gençliğim mi, yıldızlar mı?
Bayramoğlu, Bayramoğlu,
ölümden öte köy var mı?
Geceleyin, karlı kayın
ormanında yürüyorum.
Karanlıkta etrafımı
gündüz gibi görüyorum.
Şimdi şurdan saptım mıydı,
şose, tirenyolu, ova.
Yirmi beş kilometreden
pırıl pırıldır Moskova…
Nâzım Hikmet
14 Mart 1956,
Moskova, Peredelkino
Oostende
Mart 18, 2008 · Yorum yapılmamış
Kaldırım sanatı
Mart 14, 2008 · Yorum yapılmamış
Eminim aşağıdaki sunumu görmeyen kalmamıştır. Eğer bir forward olarak posta kutunuzu daha önce ziyaret etmediyse buyrun buradan izleyin kaldırım sanatını.
Kategoriler: sizlerden · sokak sanatçıları · video


























