Daha önceki aylarda Mor kapı hakkında yazmıştım. Geçen haftaki İstanbul ziyaretimde bu kapının artık metal bir şekil aldığını farkettim. İnşaat halen devam etmekte. Kapı güzel de nedense kilitleme yöntemi entersan. Asma kilit üzerinde ama kapıyı tutan incecik bir tel. Düşünüyorum dünyanın başka ülkesindeki kaldırımlar sokaklar insanı bu derece dumura sokabilir mi?

Monthly Archives: February 2008
Geçen Çarşamba gerçekten çok stresli başlamıştı. Levent Yapı Kredi Plazanın önünden kalkan Havaş otobüsüne sabahın yedisinde yetişme telaşının ardından sisler içinde Sabiha Gökçen Havalımanına varış ve ardarda iptal olan uçuşlar. Ankara’da yoğun sise rağmen sadece yarım saatlik rötar ile kalkan uçağım. İki ayrı kurumda ardarda başarı ile geçen görüşmeler sonrasında gece yarısı İzmir’e tekrar uçak ile dönüş.
Başucu kitabım olan Tübitak yayınlarının Yunan ve Roma Mitolojisinden aktarıyorum. Pegasos (Pegasus değil) Meduza’nın kanından türemiş bir kanatlı attır. Perseus göklerde yol almak için üzerine binmiş. Etiyopya’ya varmış orada bir kayaya zincirlenmiş bir genç kız görmüş ve olaylar gelişir…
Bugün Türkiye’de wordpress’e süren sansüre rağmen daha fazla tık alan blog’uma insanlar nasıl ulaştı diye ufak bir araştırma yaptım. Evet, tahmin ettiğim gibi sevgililer gününü arama motorlarında aratarak geçen 14 Şubat’ta çekip yayımladığım bir yazıya ulaşmış insanlar. Arama motoruna girilen diğer tanımlardan bir tanesi ise beni güldürdü. İşte bugünün listesi:
- sevgililer günü
- sevgİlİler gÜnÜ
- antakya
- sevgililer gunu
- insan boku resmi
- grand place
- global isinma
- en guzel izmir resmi
- migros
- graffitiler
Geçen haftaki koşturmaca Perşembe akşamı yorgun argın İzmir’den İstanbul’a indiğimde tamamlandı. Trafik saati ve kaçan Havaş nedeni ile toplu ulaşımı tercih ettim. İç hatlar terminalinden Metro durağına doğru adımladım tüm havaalanını. İstanbul’un karmaşası nedense yeraltındaki koridorlara yansımıyor.

Oldukça garip bir gündü geçen Salı.
İstanbul’da Kadıköy’e geçmek üzere Kabataş vapur iskelesine geldiğimde yoğun sis ile karşılaşıp toplantıya yetişmek üzere Beşiktaş’a geçip kelle koltukta motorlar ile Üsküdar’a geçmiş oradan taksi ile yolculuğumu tamamlamıştım. Dönüş vakti geldiğinde ise öğleden sonra Kadıköy’de mahsur kalıp bir saat dolmuş sırasında bekleyip köprü trafiği ile tekrar Beşiktaş’a varabilmiştim.
Neyse Kadıköy’de dolmuş duraklarına doğru adımlarken fotoğraflanacak o kadar çok şey oldu ki.
İşte ilki… Sürreal bir cami mimarisi.
En son nezaman yaya geçidini kullanarak karşıdan karşıya geçtiniz? Ya da en son nezaman yaya geçidinde beklerken bir taşıt size yol verdi? Bu tip soruları Türkiye’den blogumu takip edenler nasıl yanıtlayacak biliyorum.
Belçika’nın Hasselt şehrinde CrossoverCrosswalk isimli bir proje yürütülmekte. Şehrin merkezindeki bir çok yaya geçidi Belçikalı sanatçılar tarafından yenilenmiş durumda.
1 Aralık 2007′den beri 19 adet yaya geçidini süsleyen çalışmalardan favorim olan Josworld’un Zebieten’ını aşağıda görebilirsiniz.
Her nekadar oldukça yaratıcı bir yaklaşım ile sanat eserlerinin paylaşımı gerçekleşmiş olsa da yayalar ve sürücüler için dikkat dağıtıcı olabilecek bir uygulama.
Ve kendimi tutamayıp trafik terörü ile kanlanan yollarımız, cinayetler ile kanlanan kaldırımlarımızı düşünüyorum…
http://www.crossovercrosswalk.be/
Kendilerini asırlardır ‘Türk’ olarak nitelendiren Belçikalı köylüler,geleneksel olarak Türk giysi ve bayraklarıyla karnaval korteji oluştururken,ülkenin çeşitli bölgelerinden gelen ‘gerçek Türkler’de karnaval etkinliklerini izledi
Belçika’daki ‘Türk Köyü’ Faymonville’de karnaval, bu yıl da hareketli ve coşkulu geçti.
Belçika’nın Arden dağları bölgesinde, ülkenin ücra köşelerinden birinde bulunan, birkaç yüz insanın yaşadığı ‘Faymonville’ isimli köyün meydanında, Belçika ve Valonya bayraklarının yanında Türk bayrağı da dalgalanıyor. Köyün merkezinde, bugün kütüphane olarak kullanılan binanın girişinde, mermer üzerine oyulmuş ay-yıldız görüntüleri, binanın içinde ise camlara işlenmiş Türk bayrağı motifleri dikkati çekiyor. En yaygın rivayete göre, 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupa’da Türk işgalinden zarar görenlere yardım için para toplanırken, Faymonville köylüleri bu parayı vermeyi reddetti ve bu nedenle ‘Hristiyanlık aleminin düşmanı ve Türklerin dostu’ ilan edildi. O zamanlar ‘herkese korku veren’ ‘Türk’ ismini alan köylüler, kendilerini cezalandıran Liege Prensini iyice kızdırmak için kilise çanlarını susturup dua çağrısını ezan taklidi seslerle yapmaya başladı. Faymonville köylülerinin, Haçlı Seferlerine katılmayı ve Türklere karşı savaşmayı reddettikleri için ‘Türk’ diye adlandırıldığı da rivayetler arasında bulunuyor.
04.02.2008















