Sokağımda garip şeyler olmaya devam ediyor. Belki gece geç saatlere kadar çalıştığım için tanık oluyorum tüm bütün bunlara. Dün geceki maceramız şangur şungur kırılan camların sesleri ile başladı. Sanki sokakta arabam varmışçasına pencereye koştum. Sokağın hemen başında bir itfaiye aracı merdivenini benim evin sırasındaki bir binaya doğru dayamış birilerini kurtarmakta. Burnuma hiç bir koku gelmediği için yangın ihtimalini sildim. Ama düşünüp taşınıp başka bir neden de bulamadım. Eğer evdeki kişi kilitli kaldıysa neden pencereden ya da balkondan itfaiye merdivenine binemesin. İlla ki bir aksiyon filmi havası ile pencerelerin şangur şungur indirilmesi mi gerekir. İkincisi kilitli kalan biri için çilingir gerekmez mi. Acaba evin içinde merdiven falan mı çöktü. Uykulu halim ve başında okumam gereken ekonometri notları nedeni ile bu ve bunun gibi soruları yarıda bırakarak yarım dakikalık görüntüsünü aldığım bu olayı blogumda yazmak üzere bilgisayara saklayarak bu macerayı da noktaladım. Bakalım ileriki günlerde bu olayı aydınlatabilecek miyim?

Monthly Archives: August 2007
Gece yarısı sokaktan patırtılar kopmaya başlayınca pencereye koştum. Hemen köşe başındaki tramvay hattında sarı iş tulumları giymiş işçiler robocop edası ile çalışmaktalardı. Hemen fotoğraf makinamı kapıp bu anı ölümsüzleştirdim rahatsız bir mahalle sakini olarak. Rayları tamir etmek için trafiğin daha az olduğu gece yarısını tercih etmiş olmalılar.
Dün bana gülümseyen güneş ile bisikletime atlayıp Uccle taraflarına doğru pedal çevirdim. Ufak bir ormanın içine dalıp daha çok apartman bloklarının yer aldığı sitelerin arasında dolandım. Dönüş yolunda karşıma Anadol benzeri bir araba çıktı. Markasını çıkaramasam da aynen Anadol benzeri bir maddeden yapılmıştı. Benim gibi meraklı bir amca uzunca süre orasını burasını elledi arabanın kasasının. Ben de yolun karşısına geçip biraz soluklandım. Adam arabanın başından ayrıldığında ise fotoğraflayarak evin yolunu tuttum.















