Skip navigation

Monthly Archives: July 2007

Bugünlerde evden dışarı pek çıkmıyorum. Bitirmem gereken bir makale, tekrar etmem gereken ekonometri dersi nedeni ile sadece pencereden boş kaldırımlara bakıyorum. Üzerimde uzun kollu bir sweatshirt, eşofmanlarım ile fazla sorgulamıyorum zaman ve mekan gibi kavramları. Şikayetçi de değilim aslında bu durumdan. Sadece bugünlerde paylaşacak enteresan kaldırım maceralarına tanık olamıyorum. Arşivlerime de dalıp fotoğraf seçmeye açıkcası üşeniyorum. İşte tam bu anda internette oradan oraya dolanırken karşıma bir deviantart profili çıktı.

Tuğçe Sülün‘ün kaldırımlardaki kuşlarını kullanmaya karar verdim. Arnavut kaldırımlarına bu sefer keyifli bir savaş yansımış. Ufak bir ekmek parçası ya da buğday tanesi için bu mücadeleden eminim ders çıkarabiliriz.

simp_wall4_800.jpgThe Simpsons filmi gösterime girdi. Brüksel’de bu hafta çoğu tramvay durağında The Simpsons reklamları asılı idi. Bunların içinde en ilginci Avenue Lousie’deki durakların bir tanesindeydi. Uzak olduğu için pek anlaşılmasa da sol taraftaki durağın iç kısmı sanki Simpson ailesinin salonu gibi dizayn edilmişti. Gri bulutların başkenti bir sürelik de olsa daha renkli geldi gözüme…

 

The Simpsons

Bazen sis çöker kaldırımları, sokakları saklar bizlerden… 2005 yılından bir fotağraf ve bir Metin Altıok şiiri.

sis

Özenle boyadım ipliğini sevginin,
Gidip de bulamamanın incinmiş rengine.
Sisi gümüş bir rüzgârla tepelerden eğirdim,
Dokudum yalnızlığın bu serin kumaşını,
Sesime ayrılıklardan bir gömlek diktim.
Ölümü tastamam ezberledim de geldim,
Dilimde bu buruk türkü tadıyla
Bilmem ki buradan nereye giderim.
Sonunda kendime bir top yangın edindim,
Soluğumla besledim dudağımın ucunda.
Ömrümün külüydü savrulan hep ardımda,
Örterek yavaş yavaş bıraktığım izleri
Yanmış bir günün sürüklenen kanatlarıyla.
Koştum, durmadan koştum o küçük yangınımla,
Adımın çaresiz kıyılarında kendi göğümü bulmaya.

Küçük Türkiye Brüksel’in Scharbeek bölgesinde karşımıza bir türkü bar da çıktı tam oldu. Bu ülke artık beni hiç şaşırtmamaya başladı. Türkü barın karşısındaki Mi-gros alışveriş merkezini zaten geçenlerde tanıtmıştım. Bu arada türkü bar demişken; geçen kış Ciguli‘nin Brüksel’de konser vereceğini duyuran afişler görmüştüm Botanique taraflarında.

türkü bar

Vandalizm Brüksel’de de kol gezmekte. Kaldırımlar ve sokaklar da bundan nasibini almıyor değil. Dün lay lay lom Türk Hava Yollarına biletimi almak üzere giderken trafik ışıklarında yayalar için ışığı yakmak üzere elim düğmeyi aradı. Yaya geçidinde benden daha önceden beklemekte olan yaşlı teyzede trafik lambasının direğini sağlı sollu araştırsa da düğmeyi bulamadı. Kim hangi akla hizmet böyle bir şeyi çalar. Hani bu düğme dediğimde o yeni tip elektronik ses çıkaran tiplerden değil sadece yeşil bir düğme, plastik bir butondan ibaret. Neyse efendim uzun sürse de yayalar için yeşil ışığın yanmasını bekledik biz de. Beklerken de bu anı fotoğrafladık.

trafik lambasi

Brüksel’de yaz mevsimini yaşadığım ender günlerden birinde, Atomium’da bir seyyar dondurmacı nostaljisi. Sarı renkleri ve penceresinden yayılan çilek ve vanilya kokuları ile kaldırımları daha bir yaşanılır kılıyor.
dondurmaci

Kampüste yağmur. İnler ve cinler top oynuyor sanki çimlerin üzerinde ve kimsecikler yok ıslak kıvrılan yürüme yollarında. Ani bastıran yağmur nedeni ile koşuşturan bir iki kişi. Geçen haftadan görüntüler bunlar oysa bugün de aynı hatta daha da bir soğuk hava. Mevsimlerin şaştığı bir senedeyiz.

Yagmur kampus

Bazen geçit vermez kaldırımlar, sokaklar. Brüksel’de 2005 kışında George W. Bush‘un Brüksel’i ziyareti sırasında bir çok gösteri gerçekleşmişti. Bu dünyaya oldukça zarar veren Amerika Birleşik Devletleri başkanına olan tepkimi ben de göstermiştim. Sanırım bugüne kadar bu şehirde en çok sayıda polis gördüğüm gündü.

Bu arada Bush’un ziyaret ettiği ülkelerde uygulanan en ilginç yasak ise Bulgaristan’da yaşanmış. Sabah gazetesinin haberine göre kadınların çamaşır yıkayıp sokaklara asmaları yasaklanmış. Acaba İstanbul‘dayken neler olup bitmişti hatırlayan var mı?

barikat
polisler

İşte bazen mahkum olurlar kaldırımları taciz eden otomobiller. Cezayı ödeyene kadar hiçbir yere kımıldayamazlar. 

Park cezasi

Hemen çöp kutusunun altında yer alan bu manzara size yabancı geldi mi? Neden insanlar çöplerini çöp kutusuna atmak yerine yerlere atıverir bilmiyorum. Tamam, bazen çöp kutuları dolup taşıyor o zaman buna mecbur kalınıyor ama…

Kaldırımlara bazen acıyorum.

Pis Pis

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 104 other followers