Skip navigation

Monthly Archives: June 2007

Kurallara uyuyor musunuz? Aşağıdaki gibi ters yöne girmekten bahsetmeyeceğim. Kaldırımlara araba park etmekten bahsedeceğim bugün. Brüksel’de kaldırımlar neredeyse yollar ile aynı seviyede. İlk geldiğim sene araçlarını kaldırıma parkeden insanların kaldırıma hafifçe çıkıp inmek sureti ile kaldırıma sıfır park etmelerine şaşırarak, araçların lastiklerine zarar verdiklerini düşünürdüm. Ama Türkiye’de yüksek ve sivri kaldırım taşları nedeni ile bunu yapmanın zaten mümkün olmadığı için manevra konularında çok daha başarılı şoförlere sahibiz. Bu karşılaştırmaya rağmen burada kaldırımlara park edilmiş araç bulmak son derece zor…

yasak

Bu sabah Hıncal Uluç’un Sabah gazetesinde kaldırımlar ile ilgili bir yazısını okurken dejavu yaşadım. Hemen arşive dönüp Hıncal’ın iki yıl önce gündeme getirdiği yazıyı buldum.

İstanbul’da “otorite” var mı?..

İstanbul’da otorite var mı?.. “Otorite” dediğim, kamu otoritesi.. Yerel.. Yani Belediye.. Genel.. Yani Vilayet?..
Büyük kentin herhangi bir semtinde yürümeye başlayın.. Bu otoritenin hem de nasıl olmadığının çarpıcı görüntüleri ile karşılaşırsınız..
Tabii eğer, rahat yürüme imkân bulursanız..
Çünkü İstanbul’da yürüyüş, nerdeyse yasak derecede zordur..
Kentte insan nerde yürür?. Kaldırımlarda..
Oysa İstanbul kaldırımları Necip Fazıl’ın şiirinde kalan bir anıdır artık..
Bu kentte kaldırımlar da otomobillere aittir.

Coşkun Ağabey (Özarı) Oslo caddelerinde yürürken “Hıncal bak” demişti.. “Bir ülkede uygarlık, kaldırımların yüksekliği ile ters orantılıdır..”
Ne kadar uygar, o kadar alçak kaldırım.. Oslo’da kaldırım yüksekliği 2 ile 5 santim arasıydı..
Geçen hafta gazetelerde okuduk.. Şişli Belediyesi, otomobil tecavüzünden kurtarmak için kaldırımları yükseltmeye başlamış.. Yüksek ve sert köşeli kaldırım döşüyorlar ki, arabalar çıkamasın..
Çünkü o arabanın o kaldırıma çıkmasını önleyecek uygarlık düzeyi bizde yok. Önleyecek “Devlet” de yok!.. O zaman çözüm.. Yüksek kaldırım.. Peki yolda yürüyen çocuklar, yaşlılar o yüksek kaldırımlara nasıl inip çıkacaklar?.

İlgilenenler yazının devamına buradan ulaşabilir. Hıncal Uluç aynı konuyu bugünkü yazısında da ele aldı.

Mayıs başında canım babamın ziyaretinde günübirlik gittiğimiz Dunkerque’den baba oğul ayakkabı portresi ve bize eşlik eden asfalta atılmış bir sakız parçası.

baba ogul

Sokağımın köşesinde yakaladım bu Opel Corsa’yı yaya geçidini işgal etmiş bir şekilde. Sanırım benden önce birisi de yakalamış ve ön cam silgeçlerini kaldırarak araç sahibini uyarmak istemiş. Bilmiyorum gün içinde polisler de ziyaret edip silgeçleri indirip arasına bir kağıt sıkıştırdılar mı ama arabaların kaldırımları ve elbette yaya geçitlerini işgal etmediği günlerin gelmesini canı gönülden istiyorum.

Park

Sokaklar, kaldırımlar ve caddeler bazen kullanıma kapatılır; çeşitli çalışmaların yapılması için. İşte geçenlerde okuldan eve dönmek üzere tramvay durağında beklerken gece 10 civarı 3 şeritli caddenin sol şeridi trafiğe kapatılmıştı. Turuncu renk pantalon giymiş iki kişi kamyonetten çıkardıkları kocaman yapışkanları yola yapıştırmaktaydılar. Yap boz parçaları gibi yerleştirdikleri şekillerle fosforlu yol işaretlerini yeniliyorlardı. Bilmiyorum bizde de kullanılıyor mu bu yöntem ama boya yerine yapışkanların kullanılması daha iyi gibi geldi bana.

ok

turuncu ofside

Kaldırım standartlarını biliyor musunuz?

Standart

Türk Standartları Enstitüsü (TSE), yaya kaldırımlarına ilişkin belirlediği standartlar şöyle:

İş bölgelerinde, yaya kaldırımı genişliğinin en az 5 metre, bordür taşının ise 0.70-1 metre boyunda ve 0.15-0.20 metre genişliğinde olmalı. Kaldırım yüzeyinde ise ayakların takılacağı çıkıntılar ve delikli yüzeyler bulunamaz. Ön bahçesiz yapı düzenine sahip yollardaki yaya kaldırımı, en az 2.50 metre genişliğinde, yaya trafiğinin yoğun olduğu ticaret, büro, resmi daireler gibi benzeri kullanımların yer aldığı merkezi iş bölgelerinde ise yaya kaldırımı genişliği, en az 5 metre olmalı.

Kaynak: TS 7937

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 124 other followers