Skip navigation

Daily Archives: June 26th, 2007

Türkiye’nin aksine 15-20 derece civarında yağmurlu bir hava ile geçmekte günler. Çok önemli iki sınav hazırlığında olduğum için eve kapanmış bir şekildeyim. Güneş pek yüzünü göstermese de perdeler sonuna kadar açık. Her ara verişimde mutfak kısmına doğru adımlayıp pencereden etrafa bakmaktayım. Yaklaşık bir ay önce hemen yan binanın zemin katında hemen hemen bir buçuk yıldır inşaatı süren cafe açıldı. “Deux paons” gerçekten kibrit kutusundan bozma bir Art Nouveau cafe olarak hizmetimizde. Henüz oturup denemişliğim olmasa da yavaş yavaş insanlarının ayaklarının alıştığı bir mekana benziyor.

Benim için bu mekanın bir önemi var. Kaldırıma atılan demir masa ve sandalyeler. Evimin bir balkonu yok ama bu Pazar günü pencereden sarkıp aşağıdaki görüntü beni çocukluğumdaki balkon günlerine götürdü. Beyaz demir sandalyeler ve bir masa vardı bizim balkonumuzda. Üzerinde dev bir mermer vardı masanın ve sıcak yaz akşamlarında klimasız evimizde balkona çıkardık. İçine böceklerin girdiği balkonun tavanındaki soluk sarı ışığın altında balkonda çay içerdi annemler, ben de belki karpuz yer, içerdeki televizyona bakmaya çalışırdım. İzmir ozamanlar da sıcak olurdu masa ve sandalyenin olmasa da balkonun demir parmaklıkları gece bile sıcak olurdu. Annem aşırı sıcakları bu şekilde test ederdi zaten. Daha sonra, 90′ların başında o masa diğer bazı eşyalar ile Çeşme’nin yolunu tuttu bizim de kapıldığımız yazlık modası nedeni ile. Arka terasta yer buldu kendine çünkü artık plastikti yeni satılan masalar sandalyeler. Çeşme’den sonra Urla’ya göçtü masa ve sandalyeler ve hemen evin girişinde arabanın park edildiği babamın gül bahçesinin de yer aldığı kısma yerleşti. Artık İzmir’deki evin bir balkonu yok, zaten klimasız ev de yok. Acaba diğer masalar ve sandalyelerinde anıları var mıdır? Kim bilir kara saçlı bir çocuk eline fırçayı alıp yaz tatilinde gazete kağıtlarının üzerine koyup beyaza boyamış mıdır?

demir

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 124 other followers