Skip navigation

Monthly Archives: May 2007

Bornova İzmir’in güzel bir ilçesidir ve benim evimdir. Bugün arşiv fotoğraflarımı karıştırmaya karar verip siyah beyaz Bornova fotoğraflarını taradım. Günümüzde Ege Üniversitesi ile bir öğrenci kasabasına dönen Bornova tüm mandalina bahçelerinin çirkin yapılaşmasına rağmen halen 19. yüzyıldan kalan laventen evleri ile güzel tarihine göz kırpmaktadır. Türkiye’deki ilk futbol maçının yapıldığı Bornova’da ülkemizdeki ilk atletizm yarışmalarının da yapıldığını biliyor muydunuz?

Gelin hep beraber siyah beyaz Bornova kaldırımlarını ve sokaklarını dolaşalım.

 

bornova

bornova 2

bornova 1

bal

Porto fotoğrafları ile devam edelim. Her nekadar Akdenize kıyısı olmasa da tam bir Akdeniz kenti Porto.

Atlas Okyanusu manzaralı bir çok kaldırım mevcut Porto’da. Suyun soğuk ve dalgalı olması nedeni ile plajlardan sadece güneşlenmek için yararlanan Portolular da vakitlerini balık tutarak geçirmekteler.

balıkçı

Bir kaç hafta önce sokağımda kırık bir şemsiye ile karşılaşmıştım. Nisan ayı olmasına rağmen aşırı derecede ısınan Brüksel’de ihtiyacım olan tek şey bir şemsiye idi. Şimdi ortaladığımız Mayıs ayında ise hava 20 derecenin altına indi ve şakır şukur yağmur yağıyor. Kırık şemsiye ise çoktan yeni sahibinin elinde geziyor…

semsiye

Dondurma mevsimi geldi bile. Haftalardır sokağımda gezinen İtalyan seyyar dondurmacının çalan müziğine kulak kabartıyordum. Geçen haftasonu babamın da ziyareti ile bozuk para çantasını kapıp köşebaşında parkedip bekleyen dondurmacıya koştum. Her nekadar dondurmanın lezzeti beklentilerimizi karşılamadıysa da kaldırımlara ve sokaklara güzel bir renk katmakta çalan müzik ile evlerinden büyük bir heyecan ile koşturan çocuklar. Eve dönüş sırasında ise sadece dondurması yenmiş bir külahın hüznü yansıyordu objektifime.

dondurmaci

dondurma

Babamın dönüşünün hemen ardından ben de ufak bavulumu toplayarak, Portekizin yolunu tuttum. Akdenize kıyısı olmasa da tam bir Akdeniz ülkesi Portekiz. Özellikle Porto’da zeytin ağaçlarının arasında İzmir’de, eski şehir merkezinde ise sanki Beyoğlunun ara sokaklarında hissettim. Türk insanına da benziyor Portekizliler özellikle canayakınlılık konusunda. Cumartesi günü şehir turunda ise ıslık çalan iki kişinin aralarında geçen konuşmayı İngilizceye çeviren bir Portekizli arkadaşım sayesinde bir benzerlik daha yakalayabildim.

Orada da otopark mafyası kol gezmekte. Aşağıdaki fotoğrafı çektiğim meydanda iki değnekçi tartışıyordu. Biri diğerine, burası benim alanım sen aşağıda dur. Eğer polis gelirse ıslık çalarım diyordu. Bu arada değnekçiler sadece park için size yardım etmek ile kalmayıp gelecek araçları beklerken gitar da çalıyorlar.

park mafyası

Yaklaşık bir haftalık bir aradan sonra tekrar bir kaldırım çalışması ile karşınızdayım.

Geçen Pazar canım babam İzmir’den ziyaretime geldi. Bir haftadır onunla birlikte ufak tefek geziler yapmaktayız. İşte, dün de Brüksel’in Woluwe semtinde dolanırken toprak kaldırımlardaki leman karikatürlerinden fırlamış bir köpek dışkısı dikkatimi çekti. Fotoğraf makineme sarılma nedenim ise bu dışkının büyüklüğünen çok üzerine dikilmiş olan bir dal parçası ve ters çevrilerek yerleştirilmiş olan Marlboro sigara paketiydi. Sadece bir Türk’ün aklına gelebilecek bu sanatsal çalışmayı da görüntülemek, elbette benim gibi bir Türk’e düşerdi…

Yarın sabah konuşma da yapacağım bir kongre için Porto’nun yolunu tutacağım. Bir süre daha siteyi çok sık güncelleyemeyebilirim ama kaldırım anlarını yakalayıp biriktirmeye devam edeceğim.

boksal çalışmalar

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 124 other followers