Geçen Cumartesi ekmek almak üzere köşe başındaki markete doğru yürürken anayolun trafiğe kapandığını ve ana baba günü şeklinde kalabalık olduğunu görüp gülümsedim. Yine yılın o beklediğim günü gelip çatmıştı. Mahallemdeki bit pazarı aktivitesi. Daha bu mahallede oturmazken yaklaşık iki yıl önce rastlamıştık, hem ufak tefek şeyler alıp hem de mahalleyi gezmiştim. Aklım kaldığı için olacak Sint Gillis’te evimi tuttum 2005′in sonbaharında ve o gün bugün Sonbahar ve İlkbahar dönemlerinde düzenlenen bu aktiviteyi merakla bekler oldum. Evimdeki şöminenin üzeri ufak tefek onlarca öteberi ile doldu. Ne yazık ki evim 40 metrekarecik! Bit pazarına tapmaktayım çünkü aklınıza gelecek her türlü ürünü bulmak mümkün. Ben kendimi dekorasyon ürünleri ile sınırlıyorum genelde.
Ancak bu sefer fazla mutlu ayrılmadım bit pazarından. Büyük bir heyecan ile almak istediğim antika rozetlerden hiç yoktu ortalıkta. Pek koleksiyonerler katılım göstermemiş anlaşılan. Eylül ayında elimi cebime nedense atamadığım 80′lerden kalma kaset çalan robot oyuncak gibi şeyler de yoktu ne yazık ki. Ekmek almayı boşverip fırından kaptığım croissantları kemirirken boydan boya dolaştım pazarı. Dikkatimi çeken tek şey ise bir video kamera idi. Yashica marka 8mm video kamera sapasağlam görünüyordu ve kutusunun içindeydi. Hemen satmakta olan yaşlı amcadan izin isteyerek çömeşerek anlar gibi yaparak kurcaladım. Fiyatını korka korka sorduğum da ise beni hem sevindiren hem de biraz üzen bir cevap aldım. Sadece 10 Euro istiyordu demek ki bozuk olmalıydı dedim kendi kendime. Bozuksa bile güzel bir dekorasyon olacağı için kağıt parayı uzatırken çalışıp çalışmadığını da sordum. Çalışıyor dedi. Şimdi Brüksel’deki antika fotoğraf makinesi satışı ve tamiri yapan bir mağazaya gidip pil ve film kartuşu satın almam gerekiyor. Umarım çalışır da bir kaç gündür elimde tabanca gibi gezdirip oynadığım kameram gerçek işlevini de yerine getirir.
Bit pazarında kamera harici bir de 80′lerin harika dizisi Alf’in Flamanca çocuk kitabını satın aldım. Hem üzerinde retro bir resim olduğu hem de yavaş yavaş ilerlettiğim Flamanca ile okuyup zaman geçiririm diye. Öğlene doğru bir arkadaşım ile buluşmak üzere şehir merkezine doğru giderken bit pazarı tüm canlılığı ile devam etmekteydi. Kamerama son olarak güzel müzik yapan lokal bir grup takıldı.



























